Şubat 2022 – Çağrı Metni

Dosya: Beden

Feminist Tahayyül 5. sayısında odağını sosyal teoride yaşanan bedensel dönüşe çeviriyor. Batı düşüncesinin geleneksel dikotomilerine dayanan sosyal bilim pratiğinin zihni, kültürü, toplumsal kurum ve yapıları, ekonomi politiği, kişilerarası ilişkileri anlamaya çalışırken kültür öncesi, verili bir biyolojik yapı olarak tanımladığı ve konu dışı saydığı beden, 70’lerden itibaren sosyal analizi ilgilendiren bir mesele olarak belirmekte; iktidar ilişkileri, biyopolitika ve biyotarih (bkz. Foucault) kavramlarıyla okuduğumuz bir sosyal alan olarak yeniden tanımlanmakta ve bu haliyle toplumsal olanı anlama çabasını yönlendirebilecek yeni, doyurucu ve üretken bir kavramsal, kuramsal potansiyel taşımakta.

Beden merkezli paradigmalar feminist kuramcılar açısından birer eril tahakküm aracı olagelmiş biyolojik belirlenimciliğe dönüş riski de taşıyabilirdi; ancak bu kuramsal gerilim özcü bir beden kavramsallaştırmasıyla özcülükten kaçınmak adına bedeni yok sayma arasında bir seçimi zorunlu kılmış görünmüyor. Biyolojiyle sosyalin, doğayla kültürün, bedenle zihnin hiyerarşik bir karşıtlık içinde kurulduğu dikotomik ontolojik zeminden uzaklaşıldığında, yalnızca beden hakkındaki fikirlere değil tüm maddeselliğiyle bedene nüfuz etmiş; bedende ete kemiğe bürünen ve bedenle yeniden üretilen ya da bedensel bir direnişin nesnesi olan, ontolojik olarak materyal bir sosyallik tahayyülü mümkün oluyor. Bu düzlemde gerçekleşen feminist beden tartışmaları hem doğa ve sosyal bilim pratiklerinin ayrıştırılmasına hem de bedeni ve cinsiyeti kültür öncesi olarak kuran bir biyolojizme meydan okuyor.

Bu meydan okumanın farklı kanallardan gerçekleştiği söylenebilir. Performativite kuramları, bedeniöteki ile ilişkisi ve tanıma normları üzerinden okuyarak normatif iktidar ilişkilerine karşı feminist bilim pratiği üretme amacını izledi (bkz. Butler, Sedgwick). Feminist bilim, evrenselci iddialara ve sömürgeciliğe karşı durmanın yollarını ararken çeşitli siyasi, milli ve dini aidiyetlerden kadınların beden algılarına, ataerkiye direniş mekanizmalarına ve faillik üsluplarına odaklandı (bkz. Abu-Lughod, Mohanty, Scott). Yaşanan beden ve bedenlenme gibi kavramlar üzerinden fenomenoloji ile kurulan diyalog çoğulluk, deneyim, öznellik ve yapı arasındaki gerilime kritik feminist perspektifler kazandırdı (bkz. Alcoff, Young). Cinsiyetlenmiş bedenleri eril, sağlamcı, heteronormatif, monogamist estetik ve ahlaki normlar çerçevesinde düzenlemede başvurulan beden modifikasyonları da feminist tartışmaya konu oldu. Beden plastisitesi nosyonu ve bedenin tıbbi pratiklerle ve kültürel ritüellerle yeniden yazımı hem toplumsal tahakkümün hem kendini gerçekleştirme ediminin mahali olarak farklı feminist odaklardan irdelendi (bkz. Balsamo, Bordo, Ebert). İnsansonrası felsefeden beslenen bir başka feminist izlek insanı ve insan olmayanı birbirinden ayıran ve birbirine yakınlaştıran eşiklerde cinsiyetçi tahakküm enformatiğinin nasıl hareket ettiği, kültür öncesi bir doğaya atfedilebilecek herhangi bir sabit zemin sorgulanabilir olduğunda, tüm maddeselliği ve akışkanlığıyla bir bedenin neler yapabileceği soruları üzerine kuruldu (bkz. Braidotti, Haraway). Deneyimlemekte olduğumuz pandemi süreci ise zihin ve duygu ile ilişki içerisinde bedeni, bedenin ihtiyaçlarını, sağlıklı beden algımızı düşünmeyi gerekli kıldı. Bu süreç ayrıca cinsiyetli gıda politikalarını sorgulamayı, ekoloji ve beden ilişkisini ve ekofeminizmin imkanlarını yeniden değerlendirme ihtiyacını kuvvetlendirdi (bkz. Mies, Shiva). Diğer yandan, pandemi öncesinden günümüze uzanan süreçte etkisi artarak hissedilmekte olan sanallaşmanın bedenin sanallaşmasını da kapsadığı söylenebilir: İmgeler aracılığıyla gerçekleşen beden yeniden üretim ve sunumları, beden merkezli sanal tahakküm ve zorbalık biçimleri (beden utandırma), sanal mecralarda yaygınlık kazanan beden temelli sosyal hareketler (beden olumlama) feminist tartışmaların önemli odaklarından.    

Feminist Tahayyül’ün 5. sayısında sizleri çeşitli açılardan feminist bilimin beden ile ilişkisi üzerine düşünmeye, söyleşmeye, paylaşmaya davet ediyoruz. Bu alanla ilgili makale, araştırma notu, çeviri, söyleşi, kitap değerlendirmesi, tez tanıtımı, öykü, fotoğraf, roman, sinema ve sergi eleştirisi türündeki yazılarınızı ve ayrıca tema dışı yazılarınızı 15 Ekim 2021 tarihine dek bekliyoruz. Sorularınız için ftdergi@gmail.com adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sayı Editörleri

Ezgi Burgan, Güler Cansu Ağören